"Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir." NT

 

karisikkarisikkarisikkarisikkarisikkarisikkarisikkarisikkarisik

Bilim delisi Olanların İlk Okuyuşta Anlayabileceği 15 Bilimsel Şaka

Bazı şakalar vardır ki, üstünde uzun zaman boyunca düşünmek gerekir, bir de bunlar bilimle ilgili olduğunda anlaşılması oldukça güç olabilir. Sadece güldürmek için yapılmaz bu tür şakalar, karşınızdakinin düşünme yetisini ve şakaya ne tepki vereceğini görmek için de ortaya atılabilir.

İşte; sadece sizi güldürme amacı gütmeyen, espri yaparak da bilimsel konular hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlayabilecek 15 şakaya bu içerikte ulaşabilirsiniz.


Ama biz baştan uyarayım, gerçekten bilimden zevk almıyorsanız okuduğunuz şeyler size gerçekten anlamsız gelebilir. ????
Kaynak: 9gag
Kaynak Onedio

1. Pavlov çalışmalarından arta kalan zamanda bir barda oturmuş, içtiği birasının tadını çıkarmaktadır.

Tam o sırada telefon gürültüyle çalar ve telefon zilini duyunca birden endişeyle yerinden kalkar, bağırır: "Lanet olsun! Köpekleri beslemeyi unuttum!"

Açıklaması: Pavlov, koşullanma deneyi ile bilinir. Bu deneyde köpeklerin zil sesi ile yemek arasında ilişki kurabildiğini göstermiştir.  Burada ise kendisinin de benzer bir zil ile yaptığı işi ilişkilendirmesi ve deneyine koşullanması ile dalga geçilmektedir.


2. Einstein, Newton ve Pascal birlikte saklambaç oynamaktadır.

Ebe olma sırası Einstein'dadır, ve gözlerini kapatır. 10'a kadar saydıktan sonra Pascal koşarak kaçar ve saklanır. Newton ise oldukça sakin bir şekilde, Einstein'ın saydığı yerin önüne, yere her kenarı 1 metre olan bir kare çizer ve ortasına geçerek beklemeye başlar. Einstein 10'a ulaştığında gözlerini açar ve hemen "Newton, seni buldum! Ebe sensin!" diye bağırır. Newton gülümser ve sakince şöyle söyler: "Beni değil metrekareye düşen Newton'u buldun. Yani senin bulduğun Pascal'dı."

Açıklaması: Newton kuvvet birimi, Pascal da basınç birimidir.  Basıncın tanımı ise; belli bir alana düşen kuvvet miktarıdır. Birimler açısından bakıldığında, 1 N/m2, yani metrekareye düşen 1 Newton değerindeki kuvvet, 1 Pascal değerindeki basınca eşittir.
Yani Einstein, metrekaredeki Newton'u bularak aslında Pascal'ı bulmuş sayılmıştır.?7


3. Üç mantıkçı birlikte bir bara girerler. Karşılarındaki barmen onlara "Hepiniz içki mi istiyorsunuz?" diye sorar.

İlk mantıkçı "Bilmiyorum." der.
İkinci mantıkçı da "Bilmiyorum." der.
Üçüncü mantıkçı ise "Evet!" der.
Barmen üçüne de içki doldurur.

Açıklaması: Mantıkta tek bir soru ve ona verilen cevaplar bir bütün olarak ele alınır. Sorunun doğruluğu; içerisindeki bölümlerin her birinin doğruluk değeriyle belirlenir. Burada da son cevap veren mantıkçının evet cevabını vermesi, sorunun bütünü için geçerli sayılacaktır.


4. Bir matematikçi ile mühendis, bir deneyde yer alırlar.

Deneye göre büyük bir odanın en uzak kenarına geçmeleri istenir, öteki taraftaki kenarda yer alan yatakta da güzel bir kadın vardır. Deneyi yapan kişi, deney gereği ikisinin de her 30 saniyede bir, yatakla kendileri arasındaki mesafenin yarısını gitmelerine izin verileceğini ve kadına ulaşmaları gerektiğini söyler. Matematikçi kızarak "Bu imkansız!" der. Mühendis memnuniyetle deneyi kabul eder. Matematikçi ona deliymiş gibi bakarak kadına ulaşmanın imkansız olduğunu söyler ve "Bu deneyi yapman çok saçma!" der. Mühendis gayet sakin bir şekilde yanıtlar: "Ne olmuş yani? Kısa sürede, her türlü pratik amaca ulaşabilecek kadar yaklaşabilirim!"

Açıklaması: Bir mesafenin sürekli yarısını katederseniz hiçbir zaman teorik olarak varmanız gereken yere varamazsınız. Sadece oraya çok çok fazla yaklaşmış olursunuz. Matematikçiler ya da temel bilimciler bu teorinin bilincindedirler ve bunu katı bir kural olarak kabul ederler. Mühendisler ise sorunun çözümü için kuralları esnetebilirler.  


5. Helyum bir bara girer ve bira ister.

Barmen şöyle der: "Üzgünüm, burada soylulara servis yapmıyoruz." Ama bu durum karşısında Helyum hiçbir şekilde tepki vermez.

Açıklaması: Helyum periyodik tabloda soygazlar diye anılan 8A grubunda yer almaktadır. Bara girdiğinde, soylulara servis yapmayan barmen ona soygaz olduğu için şaka yapmaktadır. Soygazlar da hiçbir şekilde başka bir elementle tepkimeye girmezler. Bu yüzden Helyum barmenin şakasına karşı tepkisiz kalır.


6. Romalı bir asker bara girer ve bir "martinus" ister. Barmen şaşkınlıkla sorar: "Martini mi demek istediniz?"

Romalı ters ters bakarak cevaplar: "Duble isteyecek olsaydım, bunu söylerdim."

Açıklaması: Latincede "-us", "-on" ve "-um" gibi son ekler tekil, "-i" ve "-a" son eki çoğul anlam kazandırmaktadır. Burada da "martini" çoğul anlam taşıdığı için Romalı "martinus" istemiştir.


7. Bir başka Romalı da bir diğer bara girer ve 2 parmağını havaya kaldırarak "Bize 5 bira!" der.

Açıklaması: Roma rakamlarında V işareti, 5 sayısıdır. V işaretini parmaklarınızla yapabilmek için zafer (victory) işareti anlamına da gelecek şekilde 2 parmağınızı kaldırmanız gerekir.


8. Bir mantıkçının eşi doğum yapmaktadır. Doktor, bebek doğduğu anda bebeği babasına verir.

Daha sonra eşi bebeğin cinsiyetini  "Ee, erkek mi kız mı?" diye sorar.
Mantıkçı "Evet." olarak yanıtlar.

Açıklaması: "Erkek mi yoksa kız mı?" sorusu, mantık açısından bir "veya" sorusudur: "Çocuk kız mı veya çocuk erkek mi?" diye sormaktır. Çünkü cevap ya kızdır, ya da erkektir. Mantıkta, "veya" sorularında cevaplardan birinin "1" olması, sonuç cevabının "1" olması için yeterlidir. Mantıkçı "evet", yani "1" yanıtını verir. Çünkü eşinin sorusunun cevabı, ikisinden birisidir (ya kız ya erkek). Dolayısıyla sorunun mantık açısından cevabı da 1'dir.


9. Jean-Paul Sartre bir Fransız kahve dükkanında oturmaktadır ve meşhur "Varoluş ve Hiçlik" adlı kitabının taslağını hazırlamaktadır.

Garsona "Bir bardak kahve istiyorum, krema olmasın." der. Garson da şu şekilde yanıtlar: "Üzgünüm efendim, bizde krema bulunmuyor. Sütsüz olmasına ne dersiniz?"

Açıklaması: Garson, Sartre'ın var olmak ve hiçlik ile ilgili tartışmalarına gönderme yaparak aslında Sarte'ın aklındaki krema fikrinin kremanın varlığına dair bir işaret olduğunu dile getiriyor ve "Bizde hiç krema bulunmuyor dolayısıyla bu isteğinizi yerine getiremeyiz. Olmayan bir şeyi katmama gibi bir seçeneğimiz yok, dilerseniz sütsüz halde kahvenizi getirebiliriz." demek istiyor.


10. Werner Heisenberg (fizikçi), Kurt Gödel (filozof) ve Noam Chomsky (dil bilimci) birlikte bir bara girerler.

Heisenberg, diğerlerine dönerek "Şu anda içinde bulunduğumuz durum açık bir şekilde bir şaka; ancak bunun komik olup olmadığına nasıl karar verebiliriz?" diye sorar.
Gödel yanıtlar: "Bilemeyiz, çünkü şakanın içerisindeyiz."
Chomsky şöyle der: "Elbette ki komik. Tek sorun senin yanlış anlatıyor olman."

Açıklaması: Bunu şu şekilde düşünebiliriz: İlk olarak, Heisenberg'in söylediği gibi, hikayenin üç kişinin bara girmesiyle başladığı için bir şaka amacıyla kurgulandığı açıktır. Ancak Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi dahilinde komik olup olmadığını tam olarak bilmemiz mümkün değildir. Gödel'in verdiği cevap, felsefi düşüncesi dahilinde, içerisinde bulunduğumuz sistemi tam olarak algılayamacağımızı düşünmesine göndermedir. Chomsky de, konuya dil bilim açısından yaklaşmaktadır. Şaka ise tabii ki komik olmalıdır.


11. Bir Budist, sosisli sandviç almak ister. Ve satıcının yanına giderek "Bana içinde her şeyden olan bir tane sosisli yap." der.

Bir Budist, sosisli sandviç almak ister. Ve satıcının yanına giderek "Bana içinde her şeyden olan bir tane sosisli yap." der.

Açıklaması: Budizmin öğretilerinden biri, yaşamın bir yolculuk olduğu ve nihayetinde amacımızın evrenle bir bütün olmamız olduğudur. Sosisli sandviçin üzerine hepsinden koyulması ile buna gönderme yapılmaktadır.


12. Bir programcının eşi, programcıya: "Markete git ve eğer yumurta satmıyorlarsa bir somun ekmek al. Eğer yumurta varsa, 12 tane al." der.

Programcı ise markete gider ve 12 somun ekmek alır.

Açıklaması: Programlama dillerinde "eğer-yoksa" adı verilen bir dizayn vardır. Bu dizayna göre, "eğer" yapısı içerisindeki şart sağlanıyorsa program belli bir işi yapar. Eğer o şart sağlanmıyorsa, program diğer işi yapar. Buradaki kelime oyununda, "yumurtanın var olması", programcı için eğer koşuludur. Markette yumurta var olduğu için, asıl iş olan somun ekmek alma işi 12 defa yapılır. Yani programcı, "yumurtadan 12 tane al" olarak anlamamaktadır, "yumurta varsa, ekmekten 12 tane al" şeklinde anlamaktadır.


13. Bir programcı ders vermek için matematik dersine girer. Ve öğrencilere bir konuyu anlatmak için örnek vermeye başlar:

"Farz edelim ki elimizde 1000 tane elma var. Ya da yok yok, hadi yuvarlak bir sayı olsun. Farz edelim ki 1024 elmamız var."

Açıklaması: Tüm sayı sistemimin aksine bilgisayar sistemlerinde yuvarlama 1000'e göre değil de 1024'e göre yapılır. Yani 1 GB 1024 MB'tır. 1 MB 1024 KB'tır gibi...


14. Bir gün Schrödinger'in kedisi bir bara girer. Aynı zamanda da girmez.

Açıklaması: Schrödinger yaptığı deneyde kedisini küçük bir şişe zehir ve radyoaktif bir kaynakla kapalı bir kutuya bırakılıyor ve daha sonra kutuyu kapatıyor. Kuantum fiziği ile ilgili olan bu deneyde kedi kutunun içerisinde zehirlenip ölmüş de olabilir, zehirle temas etmeden sağ kalmış da olabilir. Ancak kutunun dışından bu fark edilemez. Yani kedi aynı zamanda hem ölüdür hem de yaşıyordur. Bu şakada da bu deneye gönderme yapılmaktadır.


15. "Entropi artık eskisi gibi değil."

Açıklaması: Entropi, Termodinamiğin 2. Yasası'na göre sürekli artar. Yani evrende sürekli artan bir düzensizlik hali vardır. Her an entropi değişmektedir. Bu nedenle entropi şu an, bir öncekinden daha düzensizdir ve eskisi gibi değildir.

Yorum eklemek için giriş yapın

Benzer Öğeler (etikete göre)

Bilgi Güzel Şey

Yukarı